1. İç Hastalıkları
  2. Akciğer Hastalıkları ve Cerrahisi
  3. Kardiyoloji
  4. Çocuk Hastalıkları
  5. Nöroloji
  6. Psikiyatri
  7. Dermatoloji
  8. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
  9. Genel Cerrahi
  10. Ortopedi ve Travmatoloji
  11. Kadın Hastalıkları ve Doğum
  12. Üroloji İdrar Yolları Hastalıkları
  13. Göz Hastalıkları
  14. Kulak Burun Boğaz
  15. Nöroşirurji
  16. Plastik Cerrahi
  17. Anestezi ve Reanimasyon
  18. Acil Servis, Aile Hekimliği ve Katdoktorları
  19. Nükleer Tıp
  20. Radyo Diyagnostik
  21. Genetik Hastalıklar Tanı
  22. Patoloji
  23. Klinik Biyokimya ve Mikrobiyoloji
  24. Ağız ve Diş Hastalıkları
  25. Adli Tıp
  26. Havacılık Tıp Merkezi
  27. Beslenme ve Diyet

Faydalı Linkler:

 

 

Nükleer Tıp Tanı ve Tedavi Merkezi

Nükleer Tıp Bilim Dalı
Hastalıkların tanısı ve tedavisi için radyoaktif maddeleri kullanan bir bilim dalıdır. Radyaoaktif maddeler, etraflarına ışınlar yayarak (kendiliklerindan), önceden belli bir zamanda zararsız başka maddelere dönüşürler. Etrafa yaydıkları bu radyoaktif ışınlar sayesinde hastalıkların teşhisi için özel cihazlar ile sintigrafi denilen görüntüler oluşturulur ve bazı hastalıklar tedavi edilir. Genelde insan vücudunun kullandığı ve her organa özel birtakım maddelerle birleştirerek radyofarmasötik adı verilen ilaçlar şeklinde vücuda verilirler. Vücuttan idrar, nefes ve ter yoluyla kısa sürede atılırlar.

A-Radyoaktif maddeler :
Doğaları gereği etrafa gözle görülemeyen radyoaktif bir ışın yayarak oluşturdukları radyasyon sonucunda çevredeki canlılara ve canlı dokulara zarar veren, belli zaman sonra kendiliğinden zararsız başka maddelere dönüşen/yok olan doğal elementlerdir. Bu maddeler ve yaydıkları ışınları ile oluşturdukları radyasyon belli miktarı aştığında canlı dokuya öldürücü tarzda zarar verebilirler. Ancak nükleer tıpta tanı ve tedavi amacı ile verilen radyoaktif maddelerin miktarı öldürücü veya kanser oluşturucu miktarlardan çok azdır. Tanı amacıyala verilen radyoaktif maddeler herhangi bir röntgen tetkikinden daha fazla bir radyasyona neden olmazlar. Genelde vücutta birkaç saatten birkaç güne kadar kalırlar ve zamanla vücuttan tamamen atılırlar. Çok nadir görülebildiği bildirilmesine rağmen genelde yan etkiye neden olmazlar.

B-Tanısal Nükleer Tıp:
Tanı amacıyla insan vücuduna çok az miktarlarda radyoaktif maddeler verilir. Radyoaktif maddelerin gözle görülemeyen ışınlarını Gama Kamera ve PET adı verilen cihazları ile görünür hale getirilir. Bu verilerden sintigrafi adı verilen görüntüler oluşturulur. Bu görüntüler nükleer tıp doktoru tarafından yorumlanarak raporlanır ve hastalık hakkında önemli bilgiler sunulur.

B-1-Görüntüsüz Tanı Uygulamaları:

Vücüt içerisindeki belirli bir hedefe yöneltilmiş radyoaktif maddeler kullanarak, bu maddelerin vücut dışından gama-beta sayıcılar ile sayılması şeklinde uygulanır. Örneğin, vücuda verilen radyoaktif iyot tiroid bezinde toplanır. Belli süreçlerde tiroid bezi bölgesinden yapılan ölçümlerle bezin, iyot metabolizması hakkında sayısal bilgiler elde etmek mümkündür. Ayrıca ameliyatlar sırasında vücutta göz ile görülüp alınabilmesi çok zor olan birçok dokunun meme kanseri, paratiroid, kolon kanseri gibi radyoaktif madde işaretlenmesi ve bunu ölçebilen cihazlar yardımıyla saptanması ve cerraha yol gösterilmesi uygulamaları da son yıllarda oldukça yaygın hale gelmiştir.

Vücuda verilen radyoaktif maddenin vücut sıvılarında veya gazlarında ölçülmesi. Örneğin C-14 Üre nefes testi ile ağız yoluyla verilen radyoaktif madde yardımı ile nefeste ölçüm yapılarak mide de bulunan Helikobakter Pilori mikroorganizması hakkında bilgi edinilerek mide rahatsızlıklarının takibi yaygın olarak kullanılmaktadır.

B-2-Görüntülü Tanı Uygulamaları:

Vücüt içerisine bir organın işleyişini veya bir hastalığın tanısı, tedavi sonrası takibi amacı ile verilen radyoaktif maddelerin yaydığı gama veya positron ışınlarını kullanarak, bu maddelerin vücut içindeki hareketlerinin vücut dışından görüntülenmesi işlemidir. Bu görüntülemeler PET veya Gama Kamera adı verilen ve bilgisayarlar ile donatılan özel cihazlarla yapılamktadır. Bu incelemeler kullanılan radyoaktif madde ve görüntüleme aygıtının özelliklerine göre üçe ayrı şekilde yapılabilmektedir.

B-2-a-Planar (Düzlemsel) Görüntüleme:

En sık uygulanan yöntemdir. Rutin çalışmaların çoğunluğu bu niteliktedir. Dinamik (radyoaktif madde verildiği anda başlanarak maddenin hedef organa gitmesi ve buradan atılması süreçlerini izleyerek) veya statik (radyoaktif madde verildikten ve hedef organa yerleştikten sonra) olarak çekilebilmektedir. Görüntü normal fotağraf gibi İki boyutlu olarak alınır. Tiroid sintigrafisi, böbrek sintigrafisi, bütün vücut kemik sintigrafisi gibi tetkikler bu tür görüntülemeye örnektir. ?

B-2-b-SPECT (Single Photon Emission Computed Tomography) görüntüleme:

Vücut içerisindeki radyoaktif madde dağılımının üç boyutlu olarak yani tomografik olarak görüntülenmesidir. Bu görüntüler istenilen yönlerden (transaxial, Coronal, Sagittal) bilgisayar ortamında kesilerek daha fazla bilgi edinmemeizi sağlar. Günümüzde çok sık olarak uygulanan myokard perfüzyon sintigrafisi (Kalb sintigrafisi), beyin perfüzyon sintigrafisi bu tip çalışmalara en iyi örneklerdir. İstenildiği taktirde planar yapılan sintigrafierde ek olarak SPECT’de uygulanabilir.

B-2-c-PET (Positron Emission Tomography) ve PET-CT görüntüleme:

Pozitron ışıması yapan radyoaktif moleküller ve özel görüntüleme aygıtları ile yapılan tomografik görüntüleme yöntemine verilen isimdir. Tüm totografik olarak vücut taranır. Günümüzde radyoaktif şekerin (FDG) vücuda verilmesinden sonra, dağılımının görüntülenmesi en sık yapılan uygulamadır. FDG haricinde de birçok radyoaktif madde üretilmiş ve kullanılmaktadır. CT (Computer Tomografi) ve MR (Magnetic Resonance) ile kombine edilerek daha net anatomik bilgilerin de elde edilmesi sağlanmıştır. PET ile görüntülemenin kanser dokularının ve kalp kası canlılığının gösterilmesinde halen mevcut en duyarlı yöntem olduğu bilinmektedir.

B-3-NÜKLEER TIP TETKİKLERİNİN UYGULAMALARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER:

B-3-a-Hastalık tanı ve tedavisinde radyoaktif maddeler neden gereklidir?

İnsan vücudu içindeki olayların, insana herhangi bir zarar ve/veya rahatsızlık vermeden araştırılabilmesi için vücut içinden dışarı sinyal gönderen bir aracıya gereksinim vardır. Vücut içine verilen radyoaktif elementlerin gama ve pozitron ışımaları, bunların vücut dışından saptamasına ve sayısal olarak kayıt edilebilmesini sağlar. Bu şekilde elde edilen veriler birbiri ile kıyaslanabilir, tekrarlandıklarında aynı verilerin elde edilmesi ile hastalığın saptanması çok kolaylaşmış olur. Yani radyoaktif maddelerle işaretli bir molekülün vücut içinde hangi yolu izlediği, ne zaman, nerede, ne düzeyde, ne sürede, nasıl biriktiği ve nasıl vücuttan atıldığı izlenebilir ve görüntülenebilir. Hastaya zarar vermez, allerjisi ve yan etkisi yoktur veya çok önemsizdir. Çok duyarlı yöntemlerdir. Başka yöntemlerle elde edilmesi mümkün olmayan fizyolojik, metabolik ve moleküler düzeyde bilgi sağlarlar.

B-3-b-Nükleer tıpta kullanılan radyoaktif maddelerin yan etkisi ve zararı varmıdır?

Nükleer Tıp’ta kullanılan radyoaktif ilaçların yan etkisi ve alerjik etkileri yoktur. Bu maddeler her yaştaki hastada ve çocuklarda, yaşa göre değişen dozlarda güvenle kullanılabilir. Nükleer Tıp uygulamalarında hasta çok düşük düzeyde radyasyon almaktadır. Bu düzey hepimizin sık sık yaptırdığı röntgen görüntülemesinden daha düşük veya aynıdır. Şimdiye kadar 100 yılı aşkın süredir yapılan çalışmalarda Nükleer Tıp uygulamalarından kaynaklanan geçici veya kalıcı radyasyon hasarı saptanmamıştır.

B-3-c-Randevuya gelmeden önce yapılması gereken hazırlıklar var mıdır?

Evet pek çok tetkik için vardır; her tahlil için kendine özgü hazırlık gerekebilir. Çok sık uygulanan bazı tahlillere ilişkin bilgiler hizmetlerimiz sayfasındaki tablolarda açıklanmıştır. Bununla birlikte randevu alırken doktorunuz tarafından veya bizim uzmanımız tarafından hazırlık konusunda ayrıca bilgi alıp size gerekli açıklamaların yapılmasını isteyebilirsiniz. Doktorunuzun yazdığı sevk kağıdını, tetkik istem kağıdını ve eski yeni tüm tetkiklerinizi beraberinizde getiriniz. Kullandığınız tüm ilaçları da beraberinizde getiriniz.

B-3-d-Çok bekler miyim? Tetkik ne kadar sürer?

Nükleer tıp tahlilleri için hastanemizde geçireceğiniz süre tetkik türüne göre 20 dakika-5 saat sürebilmektedir, lütfen hekiminizden veya birimimizden bilgi alınız. Bazı tetkiklerde birkaç gün süre ile 1-2 saatliğine arka arkaya gelmeniz gerekebilir. Randevunuza en az 30 dakika önceden gelmeyi planlamalısınız. Rahat elbiseler giyerek gelmenizi ve ileri yaştaki hastalarımızın beraberinizde bir yakınını getirmesini tavsiye ederiz.

B-3-e-Sonuç ne zaman belli olur?

Genelde tetkikin yapıldığı gün belli olur. Bazı tahlillerin sonuçları için bilgisayarda uzun süreli değerlendirme gerektiğinden 1-2 gün sonra alınabilir. Gerekli evrakı doldurup imzlamanız ve varsa masrafının peşin ödemeniz koşuluyla tahlil sonuçlarının faks, e-mail veya kuryeyle doktorunuza veya adresinize göderilimesini talep edebilirsiniz.

B-3-f-Randevuyu gelemeyceksem ne yapmalıyım?

Nükleer tıp tahlillerinin pek çoğu, randevu almanız üzerine size özel olarak imal edilen veya hazırlanan ve zamanında kullanılmadığı taktirde doğaları gereği radyoaktif bozunma uğrayarak israf olan pahalı ilaçların (radyofarmasötiklerin) kullanılmasını gerektirmektedir. Bu bakımdan randevunuza gelememe ihtimali belirdiğinde merkezimizi telefonla arayıp durumu bidirmeniz; duruma göre randevunun iptali veya ertelenmesi konusunda görüşmeniz son derecede önemlidir.

B-3-g-Tetkik ve tedavi sonrası diğer insanlardan uzak duracakmıyım?

Tetkiklerin birçoğunda isanlardan uzak kalmanıza gerek yoktur, ancak birkaç tetkikte sadece küçük çocuklar ve hamilelerden uzak kalınması gerekir, doktorunuzun tavsiyelerine uymanız önemlidir. Radyoaktif madde ile tedavi olan hastalarda doktorunuzun belirttiği süre boyunca insanlardan kesinlikle uzak kalmalı ve size verilen kurallara uymalısınız.
B-3-h-Hamilelere uygulanabilirmi?

Hayır. Hastanın hayatını tehdit edici bir hastalık olma durumu istisna teşkil eder.
B-3-ı-Emziren annelere uygulanabilirmi?

Evet. Ancak emzirmeye kısa bir süre ara vermelidir (Doktorunuza danışınız).

B-3-i-Vücuda ne kadar radyoaktif madde verilecek?

Her hastaya ve hastalığa özel miktar ve isimde radyoaktif maddeler gereklidir. Tanı amaçlı verilen radyoaktif maddeler hiçbir şekilde canlıya zarar vermez. Belli kurallar çerçevesinde tedavi amaçlı kullanılan radyoaktif maddelerin de size ölmcül bir zararı olmaz.

B-3-k-Radyofarmasötikler vücuda hangi yolla verilir?

Radyofarmasötikler vücuda genellikle damar yoluyla (veya ağız, nefes, cilt, eklem içine de verilebilir) verilir. Her hastanın kilosu, yaşı ve hastalığı dikkate alınarak verilecek radyofarmasötik miktarı özel olarak hesaplanır.
B-3-l-Ne kadar radyasyona maruz kalacağım?

Tetkikler için verilen miktardaRadyoloji-röntgen filimlerinden aldığınızdan daha az bir radyasyona maruz kalacaksınız. Bu radyasyon ne şimdi ne de ileride sizin için bir risk oluşturmamaktadır. Tedavi için verilen miktarlarda maruz kaldığınız radyasyon miktarı yüksektir ancak yararları göz önüne alındığında önemsiz kalmaktadır, ölümcül bir zararı yoktur. Tedavi ve teşhis için verilen radyoaktif madde nedeni ile kanser olma riskiniz, bu maddeleri almamış insanlardan bir farklılık göstermez.

B-3-m-Tetkik öncesi yapmam gereken hazırlıklar var mı?

Bazı tetkiklerde gerekmemekle birlikte birçok tetkikte gereklidir. Birimimizden bilgi alabilirsiniz.
B-4-n-Görüntüler (sintigrafi) nasıl alınacak?

Görüntüleme ’’Gama Kamera’’ ve ’’PET (Positron-Emisyon-Tomografi)’’veya PET-CT adı verilen özel Nükleer Tıp cihazlarıyla ve bilgisayarlar aracılığıyla yapılır.Gama Kamera ise orta boy bir televizyon büyüklüğündedir ve etrafınızda döner, 2 veya 3 yanınız tamamen açıktır. Görüntü alımı ya maddenin verilmesiyke birlikte başlar yada belli bir süre sonra başlar. Bu süre her tetkik ve hastalık için farklıdır, 20 dakikadan-2 saate kadar, bazen aralıklı görüntüler alınarak 7 gün boyunca sürebilmektedir. PET ve PET-CT cihazları tomografi cihazları gibidir yani dört tarafı çevrilidir (RESİM!) Ancak hastanın girdiği alan daha geniştir ve rahattır. PET incelemelerinde kann şekerinizin ölçümünü takiben ilacın verililir, 30 dk ile 60 dk arasında çekime başlanır, çekim süresi de yaklaşık yarım saattir.
B-5-o-Görüntülemenin mantığı nedir?

Radyofarmasötikler ve radyoaktif maddeler doğaları gereği etraflarına radyoaktif ışın yayarak zamanla kendiliklerinden yok olurlar. PET ve Gama Kamera cihazları bu ışınları görür ve bu ışınları kaydeder, bigisayarlar yardımı ile resimler (sintigrafi) oluşturulur. Bu şekilde radyoaktif maddelerin vücutta takip ettikleri yol, hücreler-organlar tarafından kullanılması, biriktiği bölgeler ve atılım şekilleri görüntülenir. Bu incelemelerle organların fonksiyonu, yapısı ve çalışma şekli belirlenerek çeşitli hastalıklar (Kanserler veya diğer iyi huylu hastalıklar) ve tedavileri hakkında çok değerli bilgiler edinilir ve tedaviler yön verilir. Her organa ve hastalığa yönelik olarak yenidoğan döneminden başlayarak tüm yaşlarda uygulanabilen radyofarmasötikler vardır. Tüm nükleer tıp tetkikleri güvenli, ağrısız ve genel olarak yan etkisi olmadığı iyi bilinen ve tüm dünyada yaygın olarak kullanılan tanı yöntemleridir.

C-Tedavi Edici Nükleer Tıp:

Radyoaktif maddeler ile bazı hastalıklar tedavi de edilebilmektedir. Tedavi amacıyla verilen radyoaktif madde miktarı teşhis amaçlı verilen miktardan genellikle çok daha fazladır. Sadece hedef dokuda/organda tedavi işlemini yapar. Çünkü tedaviden sorumlu olan ışınların ulaşabildiği uzaklık yanlızca birkaç milimetredir. 1900’lü yılların başından beri kullanılmakta olan radyoaktif maddeler, hastalıkların tedavisinde her geçen gün artan oranda kullanılmaktadır.
İyonize radyasyonun sınırlı bir uzaklıktaki (birkaç milimetre) doku ve hücreleri ışınlamasına dayanan bu yöntemdir. Bu tedavi şekli özellikle tiroid hastalıklarında (hipertiroidi ve tiroid kanserlerinde), romatizmal hastalıkların eklem bulgularının giderilmesinde (romatoid artrit, Juvenil RA, Villonodüler Synovit vb.), diğer yöntemlere yanıt vermeyen lenfoma olgularında, prostat kanseri ve meme kanserinde kemik metastazlarında ağrının ortadan kaldırılmasında uygulanmakta ve çok başarılı sonuçlar alınmaktadır.
C-1-aTiroid bezinde I-131 ile ablasyon (yok-etme) tedavisi:

C-1-a-1 Hipertiroidi (Zehirli Guatr):

Multinodüler toksik guatr, bazedow hastalığı şeklinde görülebilmektedir.I-131 tedavisi ile amaç tiroid bezinin çok çalışan hücrelerini yok ederek tiroid bezini normal çalışır hale getirmektir. Ancak genelde az çalışır hale gelir ve ömür boyu tiroid bezinin üretmesi gerekli hormonları takviye olarak almanız gerekebilir.

C-1-a-2Tiroit Kanserleri:

Differansiye olan %95’lik kısmında (Papiller ve follüküler Tip) kullanılması gereklidir. Bu tedaviide zehirli guatr’a göre daha yüksek miktarlarda I-131 gereklidir ve mutlaka yataklı özel odalarda yapılması gereklidir.

Bu tedavi önceki tedavilerden arda kalan/kalabilen tiroit hücreleri ve varsa diğer vücut alanlarına yayılan tiroit hücrelerini yok etmek (Ablasyon) için yapılır. Ayrıca tedavi sonrası tüm vücut sintigrafisi yapılarak hastalığın yayılma durumuna da bakılacaktır. Bu tedavi şekli 1940 yılından beri tüm dünyada uygulanan ve söz konusu hastalığın tedavisi için gerekli bir tedavidir. Bilimsel araştırmalar bu tedavi sonrası tiroit hastalığının tekrarlama olasılığının en aza indirildiğini, kolay kontrol ve takip edildiğini kanıtlanmıştır. Bir kez tedavi ile hastalık tam tedavi olmaz veya tekrarlarsa belli aralıklarla (en az 3 ay) güvenle tekrarlanabilmektedir.

Bu tedavi sırasında veya sonrasında tedavinin yararıyla karşılaştırıldığında önemsiz kalan bazı yan etkier nadir de olsa görülebilmektedir. Çoğu tedaviden önce alınan önlemlerle ortaya çıkmadan engellenir. Bir kısmı tedaviye gerek kalmadan, bir kısmı da kısa süreli tedaviyle iyileşirler. iİk günlerde boyunda gerginlik-tükürük bezlerinde hafif şişlik, ağrı, ağızda tat kaybı-kuruluk, mide-barsak şikayetleri şeklinde olabilir. Uzun dönemde çok nadir (görülebileceği belirtilen) yan etkiler de vardır: adet bozukluğu veya menapoza yakın hastalarımızda adet kesilmesi. Çok yüksek dozlarda görülebilecek olan kansızlık, radyasyon hastalığı-baş ağrısı-bulantı olabilir.

Bu tedavi sonucu başka tür bir kanser geliştiği daha önce görülmemiştir, ama sık ve yüksek dozlarla tedavilerde bu risk %100 yoktur denemez.

Radyoaktif iyot-131; renksiz, kokusuz bir maddedir. Ağız yoluyla tablet yada sıvı şeklinde alınır, vücut radyoaktif hale gelir. Kısa sürede vücuttan ter, nefes, küçük-büyük idrar yoluyla ve ayrıca doğaları gereği radyoaktif bozunum denilen ışımayla kendiliklerinden belli bir zamanda tükenirler. Radyoaktif madde vücutta kaldığı yaklaşık ilk 1-3 hafta boyunca ve vücut atıkları ve salgılarının atıldığı yerlerde çevreye zarar verebilir. Bu nedenle tedavi sonrası hekiminizden öğreneceğiniz ve uyacağınız çok önemli kurallar vardır.

C-1-a-3-Radyonüklid sinovektomi (Radyoaktif maddelerle eklem hastalıkları tedavisi):

C-1-a-3a. Bazı romatizmal hastalıkların lokal eklem bulgularını başarı ile tedavi edilmektedir. Modern toplumlarda romatizmal eklem hastalıkları iş gücü kaybının en sık sebeplerinden biridir. Bu amaçla çeşitli ilaçlar, eklem içerisine kortizon verilmesi, cerrahi olarak ekleme müdahale gibi tedavi seçenekleri mevcuttur. Bu yöntemlerin tümünde başarı oranı sınırlıdır, nüks sıktır. Merkezimizde uygulanan, radyonüklid sinovektomi bu yöntemler ile birlikte veya tek başına yapılarak eklem fonksiyonun kaybında önemli oranda gerilemeler sağlamaktadır. Özel olarak seçilmiş radyokimyasal bileşik eklemde fonksiyon kaybına yol açan hücre çoğalmasını ortadan kaldırır, bu şekilde anormal eklem içi sıvı birikimi de önlenmiş olur.?

C-1-a-3b-Radyosinovektomi endikasyonları (Uygulaması ile yarar görülen hastalıklar): Eklemlerde tekrarlayan efüzyonla karakterize ve sistemik tedaviye cevap vermemiş kronik sinoviti olan hastalıklarda yapılan radyosinovektomiyle şimdiye kadarki en iyi başarı seronegatif ve seropozitif romatoid artritte, özellikle monoartrit ve oligoartrit formlarında elde edilmiştir. Romatoid artritin erken safhalarında (Steinbrocker I ve II) en iyi sonuçlar elde edilmiştir (36, 37). Bunun yanında psöriatik artriti (38), Reiter artriti, gonartroz (39), Morbus Bechterew ve villonodullü sinovitte de başarıyla kullanılmıştır:

C-1-a-3c-Ugulama sıklığı ve başarı oranı yüksek olanlar:

i. Romatoid artrit (sero.- ve sero+), steinbrocker I ve II (6-9 aylık temel tedaviye ve lokal steroid tedavisine dirençli).

ii. Detritus sinoviti (Aktif artroz)(erken dönemde,eklem enflamasyonu ön planda ).

C-1-a-3d-Uygulama sıklığı az ve başarı yüzdesi daha düşük olanlar:

i. Psöriasis artriti (hastalık lokal olarak aktif ve başarısız steroid tedavisi sonrası)

ii. Reiter artriti

iii. Hemofilik artropati (tekrarlayan eklem içi kanaması ve sinovitte)

iv. Kondro-kalsinozisin kristal sinoviti

v. Villonodüler sinovit (özellikle cerrahi tedavi sonrası etkili)

vi. Genç kadınlarda hidrops genus

vii. Endoprotez sonrası kronik irritasyon (protez bölgesinde gevşeme ve enfeksiyon yoksa)

C-1-a-3d-Radyosinovektomi kontrendikasyonları (Uygulanamayacağı özel durumlar):

Radyasyon sinovektominin uygulanamayacağı durumlar arasında romatoid artritin ileri aşamaları (Steinbocker 3 ve 4), Baker kisti (2 cm’den büyük) ve septik artrit, periartiküler sepsis gibi hastalıklar yer alırken, hamilelik ve süt emzirme zamanı gibi fizyolojik durumlar da yer almaktadır. Ayrıca uygulanma sırasında çok dikkat edilmesi gerekli hastaliklar (Rölatif kontrendikasyonlar) vardır: Göreceli Kontrendikasyonları (Yapılabilir ancak dikkatli olunmalıdır): İntraartiküler fraktür, nonstabil eklem ve temel sistemik tedavilerin denenmediği hastalar.

C-1-a-3e-Radyosinovektominin başarısını etkileyen faktörler:

Bu faktörlerin en önemlisi radyosinovektomiyi hastalığın erken safhasında uygulamaktır. Hastalığın etiyolojisi, sistemik hastalığın şiddeti ve seyri, temel sistemik tedavinin etki derecesi ve radyonüklitin eklem içindeki dağılımı bu faktörlerdendir. Başka bir faktör ise hastalığın lokalize olduğu eklemdir. En iyi sonuçlar diz, üst ayak bileği eklemi ve el bileğinde elde edilirken kalça eklemindeki sonuçlar daha ay doyurucudur. Ayrıca tedaviyi yapan ekibin uygulamada kesin olarak uyması gereken şartlar da vardır.

C-1-a-3f-Radyosinovektomi uygulamasında uyulması gerekli şartlar:

i. Steril şartlar sağlanmalıdır.

ii. Radyasyondan korunma ilkeleri tam uygulanmalıdır.

iii. Tam olarak intra artiküler enjeksiyon yapılmalıdır.

iv. Radyonüklitin giriş kanalından geri kaçmaması için iğnenin geri çekmeden önce kortkiosteroid veya NaCl’le yıkanmalıdır.

v. Radyonüklitin cinsi ve dozu iyi belirlenmelidir.

C-1-a-3g-Radyosinovektomi yan etkileri:

i. Yan etkileri genellikle ilk bir haftada ortaya çıkmaktadır ve hafif niteliklidirler. Bu hafif nitelikli yan etkiler birtakım önlemlerle ortadan kaldırılabilir. Örneğin, radyasyon sinovitini önlemek için radyonüklit enjeksiyonu sırasında eklem içine steroid verilebilir, iğne kanalı nekrozunu önlemek için ise enjeksiyon sonrası sodyum klorür solüsyonuyla kanal yıkanabilir. Periartiküler enjeksiyonu önlemek için de uygulama çok dikkatli şekilde ve özellikle küçük eklemlerde röntgen tetkiki altında yapılabilir.

ii. Geçici radyasyon sinoviti (efüzyon, şişlik, ağrı, hareket kısıtlılığı)

iii. Para-artiküler enjeksiyon ile nekroza neden olunabilir.

iv. İğnenin giriş yolu boyunca radyonüklitin dışarı akmasıyla iğne kanalı nekrozu.

C-1-a-3h-Radyasyonun geç etkileri:

i. Radyasyon ışınlarının geç somatik etkileri, yan etkiler içinde en çok üzerinde tartışılan noktadır.Çünkü bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan nükleer tıp dışı tıp mensuplarının ve hastaların korkuları vardır.Maruz kalınan tüm vücut radyasyon dozuyla insanda kötü huylu bir tümörün oluşabilme riski, bu radyasyona maruz kalmamış normal populasyonla aynı düzeydedir. Gen yapısına yapabileceği herhangi bir etki şimdiye kadar kanıtlanmamıştır. Sinovyal membran tarafından absorbe edilen radyasyon dozunun kesin olarak hesaplanması zordur. Çünkü eklemin yüzeyel tabakaları çok değişken olabilmekte ve enjekte edilen partiküller, nonhomojen bir dağılım gösterebilmektedirler. Berger, Loevinger ve Cross tarafından gelişitirilen birtakım modellerle bu doz hesaplanılmaya çalışılmıştır. Dizdeki sinovyal doku için bu doz miktarı Y-90 ile 55-110 mSv arasında hesaplanmıştır. Sinovyal proliferasyonun artması ve yüzeysel tabaka kalınlaşmasıyla bu değerler daha da azalmaktadır.

ii. Bölgesel lenf nodları için hesaplanan radyasyon dozları 4000’le 91000 mSv arasında verilmiştir. Bu dozun, lenf nodlarındaki zararlı etkileri şimdiye kadar kanıtlanamamıştır. Karaciğerdeki radyasyon dozları içinse literatürde 25 mSv ile 400 mSv’lik değerler aralığı verilmiştir. Bu değerler ve tüm vücut dozuyla kötü huylu bir tümörün oluşabilme riski ICRP-60’a göre milyonda 0.4 tür. Bu değer, bu radyasyona maruz kalmamış normal populasyonun tümör oluşabilme riski ile aynı düzeydedir. Gen yapısında oluşabilecek bir yan etki şimdiye kadar kanıtlanamamıştır, ancak enerjisi bu derece yüksek maddeler için bu olasılık tamamen göz ardı edilmemelidir

C-1-a-3ı-Hastanın maruz kaldığı radyasyon:

i. Radyonüklit sinovektomi sonrası oluşabilecek geç somatik stokastik ışın etkisi olasılığının, diğer radyolojik tetkiklerle karşılaştırdığımızda çok düşük değerlerde olduğunu görürüz. Y-90 ile yapılan çalışmada overler ve testisler için 1.05 mSv/MBq’lik radyasyon dozu hesaplanmıştır. Tüm vücut dozu 40-130 mSv olarak rapor edilmiştir. Bu doz düzeyi koronar anjiografiyle alınan doz düzeylerine eşittir. Elde edilen veriler radyasyon sinovektominin 40 yaşın altında da rahatça kullanılacağını göstermektedir.

C-1-a-3k-Radyosinovektomide genel tedavi sonuçları:

i. Tedavi sonrası kontrollerde başarı ölçütü olarak, ağrı şiddeti ve sıklığının azalması, efüzyon (ödem), dize yüklenebilirliğin ve hareket açısının artması kriterleri alınır. Ayrıca üç fazlı sintigrafisi ve MR tetkikleri ile de sinoviyal dokunun tedaviye verdiği cevap kriter olarak alınmaktadır. Yaklaşık 1000 kişilik bir hasta grubunda geriye dönük yapılan bir çalışmada daha çok primer kronik poliartrit vakaları olmak üzere iki yıl sonunda % 60-75 hastada iyi ve çok iyi sonuçların alındığı gözlenmiştir. Ortalama 7.6 yıl takip edilen 123 hastada 938 adet eklemde başarı oranı subjektif olarak % 40, yukarıdaki kriterlerle yapılan objektif değerlendirmede ise % 58 olarak bildirilmiştir. Aktif artrozda ve kronik poliartritin ileri aşamalarında ise başarı oranı (%20-60) düşüktür. Tedavi edici etki genelde uygulamadan 1-4 ay sonra ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle hastalar uzgulamadan 4-6 ay sonra değerlendirilmelidir. Radyosinovektomi (en az 6 ay ara verilerek) sorunsuz tekrarlanabilir.

C-1-a-4-Kemik Metastazlarının ileri evrelerinde kemik ağrısının giderilmesi:

Kemik metastazlarının sistemik palyatif tedavisi merkezimizde başarıyla uygulanmaktadır. Yaygın kemik metastazı olan hastaların ağrının geçmesi veya hafiflemesi mümkün olmaktadır.?Habis tümörlerin kötü karakterlerinden birisi de esas yerleştikleri organdan baska vücudun diğer organlarina da gidip yerleşmeleridir. Bu olaya tümörün metastazı adı verilir ve kemiklerde sık görülşür. Hatta prostat kanseri ve meme kanserinde oldugu gibi bircok kanser türünde hastaligin ilk teşhisinde kemik metastazlarının var oldugu bilinmektedir. Bu yaygin kemik metastazları bircok hastada siddetli ağrılara neden olur ve bu ağrılar yaşam kalitesini düşürür. Bu nedenle ağrıların tedavi edilmeleri zorunludur.

Radyonuklidler ile yapilan tedavi ile bu ağrılar azaltılır, bu iyileşme dönemi aylarca devam edebilir ve bazen de bu iyileşme döneminde ağrılar tamamen ortadan kalkabilir. Radyonuklid tedavi için kullanilan radyonuklidler arasinda Lanthanoide grubunun bir üyesi olan Samaryum-153 de bulunmaktadır. Tedavi edici etkisini yapısındaki beta enerjisi (ışıması) sayesinde yaparken, sahip olduğu alfa enerjisi sayesinde de metastaz alanlarındaki toplanabilme özelliği sintigrafik tetkik ile görüntülenir. Sm-153-EDTMP radyofarmasötiği seklinde damar icine enjekte edilen bu radyonuklid özellikle metabolizmanın arttığı metastaz bölgelerinde toplanır ve bu bölgelerde etkisini gösterir. Etkisi ile orada çoğalan hücreleri yok eder. Eskiden beri ağrı tedavisinde kullanılan Samaryum tedavisi birçok kez tekrarlandığında nadir de olsa kemik metastazlarını yok edebilmektedir. Yapılan calışmalar hastalarda şu olumlu sonuçlari göstermektedir:

* Daha az kemik ağrısı
* Daha az kemik lezyonu
* Daha az sorunlu yasam
* Daha yüksek yaşam kalitesi.

Samaryum tedavisi ayaktan ve kolayca uygulanabilir. Tam kan tetkiki ile kan değerlerinin uygunluğu ve kemik sintigrafisi tetkiki ile de radyonuklidin metastazlarda birikme özelliği kontrol edilir. Kan degerleri uygunsa 30 mCi Sm-153-EDTMP damar içine enjekte edilir. Ertesi gün yapılacak yeni bir sintigrafi tetkiki ile radyonuklidin vücuttaki dağılım şekli görüntülenir. Tedavinin tekrar edilme sıklığı ağrıların şiddetine ve yeniden ortaya çıkmasına göre değişir. Tümör hücrelerinin büyümesini de engelleyebilecek bir uygulama şeması ise 3 ‘er aylık aralarla 5 tedavi kürü ve bunu takiben 6 ve 9 ay aralıklarla yapılacak yeni tedavi kürleri seklinde önerilmektedir. Hastalarin kan kontrolleri 3-6 haftalik aralar yapılır ve ayrıca hastalar ağrı sıklığını ve şiddetini bir deftere not ederler. Bu sekilde ağrıların seyri takip edilir. Samaryum tedavisinin ağrı tedavisindeki başarısı ile alınan diğer ilaçların dozajı ve böylece yan etkisi de azalmış olur. Aynı zaman araliğinda uygulanmak istenen Kemoterapi ya da Radyoterapi öncesi kan hücreleri mutlaka kontrol edilmelidir.

D-NÜKLEER TIP TANI VE TEDAVİ MERKEZİ ALT BÖLÜMLERİ VE KONSEY ÇALIŞMALARIMIZ:

D-1-Tiroid hastalıkları Teşhis ve Tedavi merkezi (Nükleer Tiroidoloji) ve Endokrin Konseyi:

Teşhis ve tedaviye yönelik çalışmalar ’’ Endokrin Konseyi ’’(Endokrinoloji, Endokrin Cerrahisi, Nükleer Tıp ve Patoloji klinikleri) tarafından yürütülmektedir. Nükleer tıp tanı ve tedavi merkezimizde Tiroid gland muayenesi, Tiroid sintigrafisi, Tiroid Uptake testi (Tc-99m ve I-131), I-131 tüm vücut tarama, Ultrasonografi ve ince iğne aspirasyon biyopsisi gibi tiroid hastalıklarının teşhisine yönelik tüm testler bu bölümde uygulanmaktadır. Biyopsi uygulamaları Ultrasonografi rehberliğinde yapılmaktadır. Hipertiroidi (Zehirli Guatr) ve diferansiye tiroid kanserlerinin radyoaktif iyot 131 ile tedavisi özel olarak TAEK koşullarına göre dizayn edilmiş rahat, havadar, konforlu, duvarları içinde kurşun plakalar bulunan odalarda yapılmaktadır (TV, buzdolabı, kablosuz internet, DVD oynatıcı, klima, ayrı yatak ve oturma odaları). Konseyimiz tiroidin diğer tip kanserleri, endokrin sistemin hipofiz, paratiroid, böbrek üstü bezleri gibi diğer organlarının hastalıklarının teşhis ve tedavisi konusularında da hizmet vermektedir.

1. Tiroit bezi muayenesi.
2. Tiroit Sintigrafisi.
3. Tiroit Ultrasonu.
4. Troit ince iğne aspirasyon biyopsisi.
5. Endokrin cerrahisi.
6. Tiroit kanserleri ve hipertiroidi’lerin radyoaktif I-131 ile tedavisi.

D-2-Osteoporoz teşhis merkezi:

Endokrinoloji, romatoloji ve fizik-tedavi-rehabilitasyon bölümleri ile birlikte oluşturulan osteoporoz teşhis merkezimiz osteoporoz hastalığının önlenmesi ve tedavisi üzerinde çalışmaktadır.

Dünyanın ilerleyen teknolojisine ve beslenme koşullarının iyileşmesine paralel olarak ortalama yaşam süresinde önemli oranda artış olmuştur. Bu durum beraberinde birtakım sorunlar da getirmektedir. Osteoporoz bu problemlerden biridir. İleri yaşta kemik kitlesinin kaybı ile destek dokuda zayıflama ve bunun sonucunda basit bir travma ile, ileri dönemlerde ise vücut ağarlığını dahi taşıyamama nedeni ile kırıklar meydana gelmektedir. Bu kırıklar özellikle kalça bölgesinde, ikinci olarak bel ve sırt omurlarında görülmektedir. Kırıklar, hastanın yaşam kalitesini bozduğu gibi ölümcül komplikasyonlara da yol açmaktadır. Merkezimizde bulunan DEXA yöntemi ile yapılan kemik yoğunluğu ölçümleri ile osteoporoz erken tanısı, fraktür riski tayini ve tedavi altındaki hastaların takibi yapılmaktadır. Kemik erimesi en sık menapoz sonrası kadınlarda görülmekle birlikte, her yaş ve cinsiyette ortaya çıkabilir. Hormonal problemler, bazı ilaçların uzun süre kullanımı, beslenme yetersizliği, güneş ışınlarından yeterince faydalanmama vb sebepler osteoporoza yol açmaktadır.

D-3-Nükleer Kardiyoloji, Klinik Kardiyoloji, Girişimsel kardiyoloji ve Kalp-Damar Cerrahisi:

Gama kamera (Talyum sintigrafisi) ve PET-CTyöntemleri ile kalpte perfüzyon, canlılık, kalp duvar hareketleri ve kalbin çalışma kapasitesi hakkında çok önemli bilgiler sunulmaktadır. Hastanemizin Kardiyoloji kliniği ve Girişimsel Kardiyoloji ve Kalp-Damar Cerrahisi anabilim dalları ile tam bir ekip ruhu ile çalışarak hastalarımızın sağlığını en üst seviyede koruma amacıyla hizmet vermekteyiz. Tedaviye sadece hastalığın tedavisi amacıyla değil aynı zamanda koruyucu hekimlik hizmetleri de vermekteyiz.

D-4-Nükleer-Onkoloji ve Kanser Araştırmaları Konseyi:

Klinik onkoloji merkezimiz ile beraber yürüttüğümüz bir tedavi ve teşhis hizmetidir. Özellikle tiroit bezinin kanser hastalıkları olmak üzere tüm kanserler üzerinde çalışılmaktadır.Onkolojik çalışmalar Nükleer Tıp’da önemli oranda yer tutmaktadır. Nükleer Tıp yöntemleri kendileri direkt olarak tedavide kullanıldıkları gibi, birçok tümörün teşhis aşamasında, uzak organlara yayılmasının saptanması (metastaz taraması) ve tedavi takibinde önemli bilgiler vermektedir. Başta, akciğer, meme, cilt ve prostat kanseri olmak üzere kanserlerin kemik metastazlarının tesbit ve takibi; birçok tümörde tüm vücut sintigrafileri ile primer ve metastatik odak araştırılması (Ga-67, Tl-201, MIBI, octreoscan, oncosint, prostosint, V-DMSA gibi) bu merkezde yapılmaktadır.? Ayrıca PET-CT merkezimiz hastaneler grubumuza bağlı iki (Italyan Hastanesi ve İzmir Ege-Sağlık Hastanesi) hastanemizde faaliyete geçmiştir. Yine onkolojide kullanılan son yeniliklerden biri olan sentinel lenf nodu tespiti ve operasyon esnasında bu lenf bezlerinin bulunup çıkarılmasını sağlayan gama prob çalışmaları da başarı ile yürütülmektedir. Sentinel lenf nodu, tümör bölgesinden lenfatik direnajı ile yayılım yapan ilk lenf nodudur. Sayısı bir veya daha fazla olabilmektedir. Bu sayede hastalığın yaygınlığı daha operasyon aşamasında öğrenilmekte, operasyon şeklinin ve tedavi protokollerinin değişmesi söz konusu olmaktadır. Böylece gereksiz büyük ameliyatlar önlenmekte veya erken dönemde yapılarak hastanın yaşamı daha konforlu ve rahat hale gelmektedir. Bu uygulama en yaygın olarak meme ve malign melanoma isimli deri tümörlerinde kullanılmaktadır. Ancak, uygulama alanı hızla genişlemektedir.?
D-5-Göğüs hastalıkları (Meme) konseyi:

Onkoloji, Genel Cerrahi ve kadın hastalıkları branşlarımızla beraber oluşturduğumuz konseyde meme kanseri hastalıklarında erken tanı ve tedavi, koruyucu cerrahi, plastik cerrahi ve onkolojik tedaviler ile hastalarımızı en iyi ellerde tedavi altına almaktayız. Birimimizde bulunan;

Sintimamografi ile memenin sintigrafik olarak incelenmesini sağlanır. Özellikle yoğun meme yapısı nedeni ile ultrasonografi ve mamografiden sonuç alınamayan hastalarda yararlıdır. Sintimamografi ;meme operasyonu, protez uygulaması, radyoterapi sonrası, memede birden fazla lezyonda da çok yararlıdır.

Sentinel nod sintigrafisi: Kanser hücrelerinin yayılabileceği ilk lenf bezelerini saptamak ve bunları cerrahi olarak çıkararrak inceleme tekniğine dayanır. Son yıllarda modern merkezlerde bu teknikler önemli yer tutmaktadır.
D-6-PET/CT Merkezi :

PET/CT, pozitron emisyon tomografisi ve multi-slice tomografi bölümlerinden oluşan bir cihazdır. İncelenen vücut bölgesinin hem fonksiyonel hem de anatomik detayı aynı anda görülebilmektedir. Özellikle onkolojik uygulamalarda hasta için hayati önem taşıyan bilgiler verir. Tıbbi bilgi diğer tüm tetkikler ile elde edilen bilginin toplamından fazladır. Teşhis, hastalığın yaygınlığı, operasyon, radyoterapi/kemoterapi tedavi seçeneklerinden hangisinin uygulanacağı ve tedavi cevabının değerlendirilmesi başta olmak üzere çok önemli uygulama alanları vardır. Onkoloji hastalarında, bu inceleme yapılmadan bir sonraki adıma karar verilmemektedir. Ayrıca radyoterapi (şua tedavisi) planlamasında tümörün gerçek büyüklüğü, ışınlanacak hedefin tam tayinini sağlayarak kanser hastalarına ve doktora önemli avantajlar sağlamaktadır. Onkoloji hastaları dışında, nöroloji ve kardiyoloji hastaları için de yaygın kullanım alanı bulunmaktadır. Bu tip hastaların teşhis ve tedavisinde yeni bir dönem açılmıştır.? Bu merkezimiz hastanemize 5 dakika mesafedeki grubumuza bağlı Italyan Hastanesi’nde bulunmaktadır. Hastalarımızın transferi ücretsizdir.

Çalışma saatlerimiz:

  • Çalışma saatlerimiz hafta içi 08:00 - 17:30, Cumaertesi 08:00-14:00 arasında hizmet vermektedir. Acil durumlarda  her saatte hizmet vermekteyiz.

Nasıl randevu alabilirsiniz:

  • Randevu almak için +90 212 293 21 50 nolu telefondan 1565-1570 dahilisini tuşlayabilirsiniz.. Telefonla bilgi alabilir, e-posta yazabilir, randevu talebinde bulunabiliriniz. Doktor ile ön görüşme gereken durumlarda uzmanlarımız size yardımcı olacaklardır.

Soru ve sorunlarınız için :

©2003 Universal Hospitals Group Tüm Hakları Saklıdır